Perşembe, Ağustos 5, 2021

Aşı Hakkında Genel Bilgiler

Çocuk ve gençlere aşı izni çıktı. Peki, nasıl uygulanacak?

Federal ve Eyalet Sağlık Bakanları Zirvesi’nden karar çıktı: Almanya’da 12 ve 17 yaşları arasındaki çocuk ve gençler korona aşısı olabilecek. Karar oy birliğiyle alındı. Biontech...

Berlin ve Stuttgart’ta Randevusuz Aşı Nerelerde ve Nasıl Yapılıyor?

Güncelleme: 27.07.2021 Berlin ve Stuttgart’ta Randevusuz Aşı Kampanyası Nerelerde ve Nasıl Yapılıyor? Berlin eyalet Sağlık Senatörlüğü tarafından yayınlanan bildiride eski Tegel Havalimanı'nı, Messe (Messegelände) ve Wedding...

Delta Varyantı 3. Doz Aşıyı Zorunlu Hale Getirir Mi?

Delta varyantının hızla yayılması ve bunun sonucunda koronavirüs vaka sayılarının tek hanelerden 450’lere yükselmesinin ardından İsrail hükümeti yeni aşı kararını açıkladı. Hükümet tarafından yapılan...

Hangi çocuklar koronaya karşı koruyucu aşı yaptırmalı?

Avrupa Komisyonu, 12 yaş ve üzerindeki çocuklara da uygulanabilecek koronaya karşı ilk koruyucu aşı maddesine kullanım onayı verdi. Peki, bu aşı maddesi ne kadar...

Covid 19 atlatanlar da aşı olabilir

Değerlendirmeyi, Paul Ehrlich Enstitüsü Başkanı Klaus Cichutek yaptı ve sadece vücuttaki antikorlara bakılarak yapılan değerlendirmelerin yanlış sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti, bu sebeplerle korona virüse...

Biontech/Pfizer ve Moderna aşıları tahminlerden daha uzun süre koruyor.

Korona salgınının ne kadar süreceği belirsiz. Ortaya çıkan virüs varyantları, birçok ülkede sayıların yeniden yükselmesine neden oluyor. Yeni mRNA aşıları, Biontech/Pfizer ve Moderna'nın ürettiği...

BioNTech ve Sinovac aşıları karşılaştırıldı: BionTech daha güçlü

Hong Kong’da bilim inanları BioNTech ve Sinovac aşısını karşılaştırıldı. Araştırma Hong Kong Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Buna göre BioNTech aşısı olan kişilerin kanlarındaki antikor düzeyi...

Hint varyantı Almanya’da da artıyor

Almanya’da insidans değerlerinin ülke çapında onlu rakamlara geriledi. Buna rağmen endişe verici bir gelişme var. İngiltere’de normalleşme adımlarını durduran korona virüsün Hint varyantı “Delta”...

Tam aşı yeni korona varyantına (Hint) karşı etkili

İngiltere korona virüsün Hint varyantı karşısında kâbus yaşıyor. Hint varyantının daha tehlikeli ve bir önceki mutasyondan yüzde 64 daha hızlı yayılması endişe yaratıyor.  Ülkede...

Bugünden itibaren Almanya genelinde eczanelerde dijital aşı kimliği!

Tam aşı olan isteyen herkes bugünden itibaren eczanelerde dijital aşı kimliği yaptırılabilecek. Uygulama Almanya genelinde başladı. Böylece mevcut sarı aşı defteri (karnesi) üzerindeki bilgiler...

12 ila 15 yaşlarındaki yaklaşık 2.000 çocuk ve gencin katılımıyla gerçekleştirilen bir araştırmada şu sonuçlar elde edildi: BioNTech/Pfizer tarafından üretilen Comirnaty® aşı maddesi, bu yaş grubunda da güvenlidir ve etkinlik oranı, 16-25 yaş grubundaki gençlerde görülen etkinlikle kıyaslanabilir, hatta daha ileri düzeydedir. Buna göre aşılanan yaklaşık 1.000 çocuk ve gençten hiçbiri COVİD-19’a yakalanmadı. Araştırmaya katılan diğer gruptakilerin hepsine, tedavi edici bir özelliğe sahip olmayan plasebo, yani tuzlu su şırınga edildi. Bu kişilerden 16’sı hastalandı. Bu sonuçlara göre, aşı maddesi istatistiki olarak, COVİD-19’a yakalanma riskine karşı yüzde yüzlük koruma sağlıyor ve bu hastalığın yol açtığı Long Covid (uzun covid) veya Pediatric Inflammatory Multisystem Syndrome (PIMS) adı verilen hastalıkları da engelliyor.

Kaynak: Zusammengegenkorona

Türkiye'ye yapılacak yurt dışı uçuş seferlerinde yolculara seyahat tarihlerinden
14 gün önce aşı olunduğuna dair belge veya varıştan
önceki 72 saat içinde
yapılmış PCR testinin negatif sonucunu ibraz etme zorunluluğu getirildi.

Tam aşılı olan ve hastalığı atlatanlardan test istenmiyor!

1 Haziran’dan itibaren Türkiye’ye giden yolculardan istenilen belgeler:

– Varıştan önceki 72 saat içinde yapılmış negatif PCR negatif sonucu
– Varıştan önceki 48 saat içinde yapılmış negatif hızlı antijen test sonucu
– Seyahat tarihinden en az 14 gün önce aşı olunduğuna dair belge
– Son 6 ay içinde Covid-19 enfeksiyonu geçirildiğine dair belge

Tam aşılı kimler sayılıyor:

Johnson&johnson aşısını tek doz olanlar

Diğer aşılardan 2 doz aşılananlar

korona geçirip ardınan tek aşı olanlar

Türkiye’ye giriş yapacak tüm yolcular için Elektronik Giriş Formu (DEA)

  • Türkiye'ye sınır kapılarından girişlerde HES kodunun da yer aldığı „Türkiye Giriş Formu“nun doldurulması zorunludur.
  • 15 Mart 2021 tarihinden itibaren Türk ve yabancı tüm yolcuların HES kodu oluşturmaması durumunda Türkiye’ye girişleri kabul edilmemektedir.
  • Formun seyahatten önceki 72 saat içerisinde doldurulması gerekmektedir
  • HES (Hayat Eve Sığar) kodu sayesinde yolcunun Türkiye‘deki temas ettiği kişilerin Kovid-19 hastası  olması durumunda yolcuya ulaşılabilmektedir. Bu nedenle HES kodu alan kişilerin tüm bilgileri doğru girmesi       gerekmektedir.
  • „Türkiye’ye Giriş Formu“nu http://register.health.gov.tr adresinde bulabilirsiniz.

Almanya’da zorunlu sağlık sigortaları (Gesetzliche Krankenkassen) Türkiye’de olası Covid-19`dan kaynaklanan hastalıkların tedavi masraflarını ödemiyor. Bunun için “Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortası” yani `Auslandsreisekrankenversicherung‘ adında özel ek sigorta yaptırmak öneriliyor.

Yaz tatiline az bir süre kala Almanya`da pek çok Türk tatil hazırlıklılarına başladı bile. Pandemi gölgesinde geçecek yaz tatilinde yurtdışı sağlık sigortaları ayrı bir önem taşıyor. Peki, yaz tatili öncesi sağlık sigortanızı gözden geçirdiniz mi? Mevcut sağlık sigortanız Türkiye`de Covid-19 hastalığına yakalanmanız durumunda sizin hastane, doktor ve ilaç masraflarınızı karşılıyor mu? Bu ve buna benzer soruları uzman konuğumuz Oktay Işık`la konuştuk.

Işık AOK ve benzeri sigortaların Türkiye`de Covid-19`a yakalanmanız durumunda sağlık masraflarınızı karşılamadığını vurguluyor.

Uzun süreden beri AOK ve benzeri sigortalar Türkiye`deki sağlık masraflarını karşılamıyor. AB dışındaki ülkelerde bu tür sigortalar sağlık harcamalarını üstlenmiyor. Aynı zamanda riskli bölge olduğu için AOK ve benzeri sigortalar Covid-19`dan kaynaklanan hastalıkların tedavi masraflarını ödemiyor.

Işık `Özel Yurtdışı Sağlık Sigortalarının` Türkiye`de Covid-19 hastalıklarının tedavi masraflarını karşıladığını belirtiliyor.  Ancak karantina sürecindeki konaklama masraflarını sigortaların karşılamadığını vurguluyor.

Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortası `Auslandsreisekrankenversicherung‘ özel ek bir sigortadır. Bu sigortanın çeşitli tarifleri var. Yurtdışında ( Almanya dışında) riskli veya riskli olmayan bölge olup olmamasına bakılmaksızın eğer Covid-19 hastalığına yakalanırsanız tedavi masraflarınızı sigorta şirketleri karşılıyor. Bunun içinde hastane, doktor ve ilaç masrafı var. Ancak karantina sürecindeki konaklama giderleri sigorta şirketleri tarafından karşılanmıyor.

Işık özellikle Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortanızın Covid 19 tedavi masraflarını kapsayıp kapsamadığının mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini kaydediyor.

Mevcut sigortalarınızı mutlaka gözden geçirin. Özellikle tatile çıkmadan önce uzman kişilerle görüşmeniz çok önemli.  Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortanız olabilir. Ama her sigorta Covid-19 hastalıklarından kaynaklanan tedavi masraflarını üstlenmiyor. Onun için mevcut sigortanızı tekrar inceleyin, gerekirse bu incelemeyi bir sigorta uzmanıyla birlikte yapın.

Peki, ne yapabilirsiniz?

Bunun için “Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortası” yani `Auslandsreisekrankenversicherung‘ adında özel ek sigorta yaptırabilirsiniz. Bu sayfada farklı sağlık sigorta kuruluşlarının 8 haftaya kadar ya da 8 haftanın üstünde sundukları sigorta seçenekleri bulunmaktadır. Aynı şekilde bu sayfada korona virüsle ilgili diğer uygulamalar hakkında da bilgi sahibi olabilirsiniz:

EK sağlık sigortası için bilgiler (Almanca) 

Almanya tam aşı olanlar ve korona hastalığını atlatanlara birçok kolaylık geldi. Bu kolaylık Türkiye’den Almanya’ya gelen tam aşılı ve korna atlatmış herkes için de geçerli.

Türkiye’den Almanya'ya gelişlerde tam aşılı ve son altı ayda korona atlatmış kişilerden PCR testi istenmiyor. Bu kişiler için karantina zorunluluğu da yok. 

Tam aşı ne demek? Korona virüse kaşrı en az 14 gün önce iki doz aşı yaptırmış olmak demek. Bunun istisnası ise tek dozu yeterli olan Johson and Johson adlı aşı. Bundan tek doz yaptırmak ta aşı sayılıyor.  Ayrıca bu aşıların Avrupa Birliği'nde kabul edilen aşılar olamsı gerekiyor. bunlar da: Biontech, Moderna, AstraZeneca ve Johnson and Johnson.

Korona hastalığını atlatanlar ise yaptırdıkları pozitif test belgesini sunarak durumunu kanıtlayabilir. Ancak hastalığa yakalama süresinin 6 aydan daha fazla olmaması gerekiyor. Bu süreyi aşnların tek doz aşı yaptırması gerekiyor.

Tam aşı olmayan veya korona hastalığına yakalanmamış olanlar için durum şu şekilde: 

Yolcular Almanya`ya gelmeden (iniş) 72 saat önce PCR testi yaptırmak zorunda. Ya da varış itibariyle 0-48 saat içinde alınmış geçerli bir negatif  Antijen testi ibraz etmek gerekiyor.

Bununla birlikte Almanya`ya giriş yapmadan önce Dijital giriş kayıt formu doldurmanız gerekiyor.

Almanya Giriş Formu'na (DAE) şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

“Einreiseanmeldung”

Ayrıca dijital kayıt formu ile ilgili Türkçe bilgilere aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Sayfa Federal Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmıştır:

Federal Sağlık Bakanlığı Türkçe Bilgilendirme Sayfası

14 Haziran 2021 Pazartesi gününden itibaren Almanya genelinde bir çok eczanede korona virüsüne karşı tam aşılanmıs olanlara dijital aşı sertifikası verilecek. Tam aşılanmış yani ikinci aşının üzerinden 14 gün geçmiş olanlar, bulundukları şehirde ücretsiz olarak dijital aşı sertifikasını www.mein-apothekenmanager.de sitesinde en yakın ve mevcut eczaneden talep edebilecek.

 

Avrupa Birliği yaz tatili yaklaşırken birlik ülkeleri vatandaşlarının pandemi koşullarında rahat seyahat edebilmesi için „Dijital Aşı Serftikası“ çalışmalarına hız kazandırdı.

AB içinde seyahat kolaylığı sağlayacak „Dijital Aşı Sertifikası“ yasa tasarısı parlamentoda kabul edildi.  Aşı  sertifikasında  kullanıcının aşı  durumu, Covid-19 test sonuçları, ya da hastalığı atlattıysa ona dair bilgiler yer alacak. Aşı kimliği olarak da tanımlanan belgenin yaz tatili öncesinde haziran ayına kadar hayata geçirilmesi  hedefleniyor. Belgenin bütün AB üyesi ülkelerde geçerli olması için teknik çalışmalar sürerken, Avrupa İlaç Ajansı‘nın onayından geçmemiş olan aşıları olanların dijital aşı belgesi alıp almayacağı henüz bilinmemekte .

Avrupa İlaç Ajansı (EMA), Türkiye'de de kullanılan Çin'in Sinovac firmasının geliştirdiği CoronaVac aşısının ön değerlendirme sürecini başlattı. Uluslararası seyahatler açısından hem Avrupa’da yaşayıp Türkiye’de aşı yaptıranlar hem de Türkiye’de aşılananlar için Sinovaç aşısının Avrupa İlaç Ajansı’nın onayını alması önem taşıyor. Çin ve Rusya'nın geliştirdiği  aşılar henüz Avrupa Birliği'nin sağlık otoritelerinden onay almamış durumda.

Dijital aşı pasaportu korona aşısına ait tüm bilgilerin yer aldığı Avrupa genelinde merkezi bir aşı kayıt uygulamasıdır. Hemen hemen herkesin kendine ait olarak düzenlenen normal aşı karnesinin (Impfpass, Impfausweis) dijital hali diyebiliriz.

Nasıl işleyecek?

Dijital aşı pasaport; aşı olduktan sonra muayenehanede ya da aşı merkezinde bir barkodu (2D-Barcode – QR Code) düzenlenecek. Siyah beyaz kare şeklindeki bu barkodunda aşı ve kimlik bilgileri yer alacak. Kişiye kâğıda basılı ya da daha önce aşı olmuşsa mektupla gönderilecek olan bu kod cep telefonuna okutulacak. Bu şekilde barkod Corona-WarnApp veya yeni CovPass uygulamasına aktarılacak.

Amaç seyahat kolaylığı

Dijital aşı pasaportunun her şeyden önce Avrupa içinde seyahatleri kolaylaştırması hedefleniyor. Seyahat ederken cep telefonuna yüklü dijital aşı pasaportunun yanı sıra mevcut kâğıt aşı karneleri de kullanılabilecek. Sınır görevlileri kodu kontrol edip verileri kimlik belgesiyle karşılaştıracak.

Korona’ya karşı koruma aşısının yan etkisi ya da yan etkileri çıkması halinde bunları bildirmek zorunda mıyım?

Aşı oluktan sonra yan etki yaşadığınız takdirde bu durumu  aile hekiminize bildirmeniz tavsiye ediliyor. Enfeksiyondan Koruma Yasası’nın (IfSG) 6. ve 8. maddeleri uyarınca sadece sağlık mesleklerinde çalışanlar şüphelendikleri takdirde yan etkileri yetkili makama bildirmekle yükümlüdür. Vatandaşlar ise bunu gönüllü olarak yapabilirler.

Enfeksiyondan Koruma Yasası’nın 6. maddesi 1. fıkrası uyarınca normal bir aşı reaksiyonunun ötesinde yaşanan sağlık sorunları çıkması durumunda bildirimde bulunma yükümlülüğü söz konusudur. Bu bildirimin sağlık müdürlüğüne (Gesundheitsamt) yapılması gerekmektedir.

Öncelikle SafeVac 2.0 Almanya’da aşılardan sorumlu Paul Ehrlich Enstitüsü tarafından hayata geçirilen bir cep telefonu uygulamasıdır. Bu uygulama ile aşı olan kişilerin aşıyı tolere edip edemediklerine yönelik bilgiler toplanıyor.

Niçin ortaya çıktı?

COVID-19'a karşı aşılar, pandemi ile mücadelede önemli bir araçtır. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Aşı Ajansı şu ana kadar (18 Haziran 2021) dört aşıya onay verdi: BionTech, Moderna, AstraZeneca, Johnson and Johnson.

Amaç ne?

Bu aşıların uygulanmasıyla birlikte aşıların insanlar üzerindeki etkileri inceleme ve gözlenmeye devam ediyor.  Çünkü insan sağlığı açısından aşıların tolere edilebilirliğinin derhal ve geniş bir temelde kaydedilmesi önemlidir. Tam da bu amaçla aşı güvenliğinden sorumlu Paul Ehrlich Enstitüsü SafeVac 2.0 adlı akıllı telefon uygulamasını geliştirdi. Bu uygulamayı kullanan ve aşı olduktan sonra deneyimlerini aktaran kullanıcıların verdikleri bilgilerle aşılar ve olası yan etkileri hakkında daha kesin ve önemli bilgiler elde ediliyor.

 

Örneğin benzer bir uygulama sayesinde İngiltere’de yeni korana mutasyonu “Hint varyantının” hastalık belirtileri hakkında daha önceki çeşitlere göre farklılıklar gösterdiği belirlenmişti. Aşı hakkında da bilgi toplamaya yarayan uyulama   Google Play ve App Store  adlı app (uygulama) platformlarından indirilebilir.

 

App Store

  • PCR testi: PCR Testi burun ve boğazdan alınan derin sürüntü örneğinin laboratuvarda incelenmesiyle yapılır. Yapılan incelemede bu örnekte koronavirüsü ait genlerin olup olmadığına bakılır.
  • Uygulama SARS-CoV-2 virüsünün teşhisinde altın standart olarak geçer. Analiz teknik açıdan zorludur, zaman alır ve yapılması ancak bunun için gerekli donanıma sahip olan bir laboratuvarda mümkündür. Boğaz  ve burundan alınan sürüntünün eğitimli sağlık personelince yapılması gerekir.
  • Antijen hızlı testi: Hızlı test için de sürüntü ağız ve burundan derinlemesine pamuklu bir çubuk yardımıyla alınır. Bu sürüntü öreneğinde PCR testinden farklı olarak virüsün genleri değil ona özel moleküllerin olup olmadığına bakılır. Bu işlem de yine ğitimli personel tarafından yapılır. Test sonucu genelde 15 ila 20 dakika içinde alınır.
  • Kendi kendine hılzı test:  Bu test de tıpkı antijen hızlı testi gibi yapılır. Farkı ise kişinin burun ve boğaz derinliğinden pamuklu bir çubukla alınan sürüntüyü kendisinin almasıdır. Alınan örnek bir kit üzerinde soliysona tabi tutularak sonuç alınır. Genellikle sağlıklı bir sonuç için 15 ila 20 dakika süre öngörülür.

Uygulanan hızlı veya kendi kendine testlerde sonucun poizitif (iki kırmızı çizgi) çıkması halinde sonuçtan emin olmak için mutlaka bir PCR testi yapılamsı gerekir.

Altını çizmek gerekirse; hızlı ve kendi kendine yapılan testler ancak ağız ve burun bölgesindeki virüs yoğunluğuna bağlı olarak net bir sonuç verir.

Yapılan her test sadece o andaki şartlara bağlı bir sonuç verir. O andaki durumu ve şartları yansıtır. Yani alınan sonuç anlıktır. Bu nedenle sıklıkla test yapılır. (Okul ve iş yerlerinde haftada iki kez gibi)

Biontech / Pfızer, ürettigi  Covid-19 aşısının 12 ila 15 yaş grubu çocuklarda kullanım izni için Avrupa İlaç Ajansı'na (EMA) başvurdu. Ajansın onay vermesi durumunda 27 AB ülkesinde aşı bu yaş grubunda uygulanmaya başlanacak. Kanada'da Biontech'in korona aşısının 12 ila 15 yasındaki gençlere da uygulanmasına onay verildi. Diğer yandan Kanada 12 ila 15 yaşları arasındaki çocuklara Biontech aşısı yapılmasına izin verdi.

Almanya’da halihazırda hamilelere, çocuklara, 12 ile 15 yaş arasındaki gençlere, Covid 19 hastalığını geçirenlere (6 ay boyunca) Covid 19 aşısı yapılmıyor.

Hamileler:

Hamilelik sırasında Covid-19 aşısının türüne bakılmaksızın aşılama yapılmasına izin verilmiyor. Ancak çok sayıda  kadın doğum uzmanı, hamile ve emziren kadınların acil olarak Covid-19'a karşı aşılanması gerektiğini söylüyor. Bu konuda yapılan son bilimsel çalışmalar, enfeksiyonun bu kadınlara ciddi zararlar verebileceğini göstermekte.

Almanya’da jinekoloji ve  kadın doğum uzmanlığı alanındaki on bir dernek, hamile ve emziren kadınların mevcut aşıların dışında bırakılmamasını ve Covid-19 aşısı olmalarını tercih etmelerini tavsiye ediyor.

Jinekologlar Derneği Başkanı Prof. Dr.Christian Albring, “Hamileler için Covid-19 aşısı özellikle önemlidir. Çünkü hamile kadınların ciddi hastalıklara yakalanma olasılığı hamile olmayan kadınlara oranla  daha yüksektir.”dedi

ABD'de Covid 19’a karşı 4700 aşılanmış gebe kadında erken doğum, veya bebeklerin büyümemesi gibi komplikasyonlara dair herhangi bir kanıt bulunamadı. İsrail'de jinekologlar ve Sağlık Bakanlığı, ocak ayından beri hamile kadınlara aşı yapılmasını önermektedir. Avusturya’da da hamile bayanların aşılanması onaylanmıştır.

Çocuklar ve gençler

Biontech /Pfızer şirketleri, geliştirdikleri korona aşısının 12 ila 15 yasındakilere de uygulanabilmesi için Avrupa İlaç Ajansı'na (EMA) başvurdu.  Kararın açıklanmasından sonra gençlere de aşı uygulamasına başlanabilecek.

Covid 19 hastalığından iyileşenler

Covid 19 hastalığını atlatanlara da 6 ay boyunca aşı uygulanmıyor.  Ancak PCR testininin positiv çıkmasının üzerinden 6 ay geçince bu kişiler de aşılanabiliyor.

AB ülkelerinde onyalanan 4 aşı bulunuyor. Şimdi bu aşıları daha detaylı tanıyalım: 

BIONTECH – PFIZER :  

KORUYUCULUK:  

Biontech aşılarının yapılan testlerde yüzde 95 oranında koruyuculuk sağladığı ortaya çıktı. Aşının 12-15 yaş arası gençlerde ise yüzde 100 koruyuculuk sağladığı belirlendi.  Aşı iki doz olarak uygulanıyor. İlk doz yapıldıktan 2 ya da 3 hafta içerisinde ikinci dozun da yapılması gerekiyor. Bu durumda aşının koruyuculuğu yüzde 95`e çıkıyor.  

Bu aşı, hücrelerde, virüse ait proteinlerin benzerlerinin üretilmesini sağlıyor. Böylelikle antikor üreten bağışıklık sistemi virüsle mücadeleye başlıyor.  

YAN ETKİLERİ:  

Aşı sonrası enjeksiyon bölgesinde hafif ağrı, kızarıklık, hâlsizlik ve baş ağrısı görülebilir.  

SAKLAMA KOŞULLARI:  

RNA tabanlı aşılarda geleneksel aşıların tersine virüsün tamamı yerine, virüsün genetik bilgisini taşıyan RNA zincirinden bir bölümün vücuda enjekte edilmesiyle uygulanıyor.  Ancak bu durum aşıların dağıtım ve saklanmasını zorlaştırıyor. Biontech aşısı - 4 derecede bir hafta veya -70 derecede muhafaza edilmesi durumda 6 ay bozulmadan kalabiliyor.  

ASTRAZENECA: 

İngiliz – İsveç üretimi Astrazeneca aşısı viral vektör bir aşı türü. Bu aşı türünde gen teknolojisi kullanılarak, virüsün taşıdığı genetik yapının bir kısmı hücreye enjekte ediliyor. Zayıflatılan virüsler hücreye verildiğinden hastalığa karşı koruyuculuk sağlıyor. Bununla birlikte virüsler zayıflatıldıkları için de hastalığa neden olmazlar.   

KORUYUCULUK: 

Oxfort Üniversitesi`nin yaptığı son araştırma Astrazeneca aşısının yüzde 79 koruyuculuk sağladığını ortaya koydu.  Öte yandan etkin koruyuculuğun sağlanabilmesi için 2 doz Astraseneca aşısının 28 gün içinde yapılması gerekiyor.  

YAN ETKİLERİ: 

Astraseneca aşısının olası yan etkilerinin yorgunluk, karın ağrısı, mide bulantısı, kas ağrıları, susuzluk, kilo artışı ve kanda pırtı atma olabileceği uzman tarafından dile getiriliyor. Ancak Avrupa İlaç Ajansından yapılan açıklamada bu etkilerin çok nadir görüldüğü ifade ediliyor.  

SAKLAMA KOŞULLARI: 

Astrezeneca`nın Biontech aşısına göre dağıtım ve depolanması daha kolay. Aşı daha düşük sıcaklıklarda saklanabiliyor. Aşı -4 derecede 6 ay boyunca bozulmuyor.  

MODERNA: 

‘Avrupa Birliği Aşı Komisyonu’ şu ana kadar (19.04.2021) üç aşıya Koranavirüs ile  mücadele amacıyla onay verdi:  ABD/Almanya ortak üretimi Biontech/Pfizer (21 Aralık 2020), ABD kaynaklı Moderna (6 Ocak 2021), İsveç-İngiliz kaynaklı AstraZeneca (29 ocak 2021)  

KORUYUCULUK: 

Klinik testlerde ikinci aşılamadan sonraki COVID-19 Vaccine Moderna® aşısı 14 günden itibaren aşının koruma (güvenlik) sağlamaya başladığı görülmüştür. . Mevcut bilgi birikimine göre, COVID-19 Vaccine Moderna®  %94’e kadar koruma oranına sahiptir. )Robert-Koch-Institut*)  Moderna aşısı ilke olarak dört hafta arayla iki doz olarak kullanılır.  Bunun aynında yaş gruplarına uygulanması bakımından farklılıklar var.  Moderna ilk etapta 18 yaş ve üstü  vakalar için kullanılıyor. Bu arada Moderna 12-17 yaş grubu için aşı testlerine de başladı. 

SAKLAMA SÜRESİ: 

Aşının dayanma süresi eksi 20 dercede  6 aydır.  Moderna normal aşı buzdolabında 30 gün, oda sıcaklığında 12 saat dayanıklı. 

YAN ETKİLERİ:  

Önceki çoğunlukla iki aylık gözlem döneminde aşıya karşı en sık bildirilen reaksiyonlar arasında enjeksiyon bölgesinde ağrı , yorgunluk, baş ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı, titreme, bulantı veya istifra etme, koltuk altlarında lenf düğümlerinde şişme, ateş, enjeksiyon bölgesinde şişme ve kızarıklık  bulunmaktadır. Aşı ile ilgili görülen reaksiyonlar çoğunlukla hafif veya orta derecede seyretmekte olup ikinci aşıdan sonra biraz daha sıklıkla görülmektedir. 

Johnson Johnson: 

ABD tarafından geliştirilen aşı tek doz olarak veriliyor. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) 11 Mart'ta Johnson & Johnson'a kullanım onayı verdi.. Johnson aşısı, Biontech/Pfizer, Moderna ve AstraZeneca aşılarından sonra Avrupa'da kullanım onayı alan dördüncü aşı oldu. 

Koruyuculuk: Aşının yapılan testlerde aşının yüzde 84 oranında koruyuculuk sağladığı ifade ediliyor. 

Saklanması: Johnson Johnson aşısının depolanması ve dağıtımı diğer aşılara göre çok daha kolay. Johnson Johnson diğer aşıların aksine -20 ya da -70 gibi sıcaklıklar yerine buzdolabında saklanabiliyor. Buzdolabı sıcaklığında 6 ay saklanabildiği dile getiriliyor.      

Yan Etkileri: Tek doz olarak verilen aşıda enfekte edilen bölgede kızarıklık, kaşıntı, şişme, baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk görülebiliyor. Zaman zaman titreme, hapşırma, ağızda ve boğazda ağrı, genel döküntü, artan terleme, kaslarda güçsüzlük, kol ve bacakta ağrı, sırt ağrısı, genel güçsüzlük hali ve halsizlik meydana gelmiştir. Ancak Johnson Johnson aşısında yaşamasal tehlikeye yol açabilecek ciddi bir yan tesire rastlanmadı. 

mRNA nedir sorusuna yanıt vererek başlayalım. 

Mesajcı RNA, insan vücudu içerisinde DNA'nın hücrelerimizi ve dokularımızı düzenleyen proteinler yapmak için kullandığı bilgileri sağlayan bir moleküldür. 

mRNA aşıları, bulaşıcı hastalıklara karşı koruma sağlıyor ve bunu virüsün genetik malzemesini kullanarak yapıyor. Birçok geleneksel aşı, vücudun bağışıklık tepkisi üretmesi için, zayıflatılmış veya öldürülmüş virüsleri kullanırken, yeni mRNA aşıları ise virüsün genetik yapısını kullanarak hücrelere, bağışıklık tepkisini tetikleyen bir proteini nasıl üreteceğini öğretiyor.

Bu proteinle oluşan bağışıklık tepkisiyse koruyucu antikorlar üretilmesi anlamına geliyor ve bunlar da gerçek bir virüsün vücuda girdiği durumda kişiyi hastalıktan koruyor. Bir yerde vücudun bağışıklık sistemi kandırılarak (manupile edilerek) bir virüsün var olduğu algısını oluşturuyor ve böylelikle  bağışıklık sistemi virüsle savaşan antikorları üretmek için harekete geçiyor.  

Viral vektör aşılarlar virüslerin zayıflatılarak (hastalığa yol açma etkisi ortadan kaldırılarak) vücudun bağışıklık kazanılmasını sağlayan aşılardır. Vücuda giren virüs hastalığa neden olmaz ama  bağışıklık sistemini tetikleyerek antikor üretilmesini sağlar. 

Oxford´un ürettiği İngiiz- İsveç yapımı AstraZeneca bu tekniği kullanan aşılardan biri. Rus Sputnik V aşısı da viral vektör tekniğine dayanarak üretildi . 

Aşıların genlerimizi değiştireceği algısı tamamen bir komplo teorisi ürünüdür. Bu asılsız bir iddiadır.  MRNA aşıları sadece sitoplazmaya girebilir. Buraya girdikten sonra, antijenin üretilmesini sağlar ve sonrasında parçalanır. mRNA, bir "gen parçası" değildir; dolayısıyla genetik kodlara  girerek  burada herhangi bir değişim yaratamaz. Zaten mRNA aşısının, DNA ile çalışan aşılarla en büyük farkı  çekirdeğe girmesine gerek olmamasıdır. Çekirdeğe girmediği için genetik yapıyı değiştirmesine zeten olanak yoktur.  Kısaca özetlersek, mRNA aşısında molekül, sitoplazma dediğimiz, DNA'yı barındıran hücre çekirdeğinin dışında kalan sıvıda bulunmaktadır. İşini yaptıktan sonra da değişim geçirerek yok olur. Bu açıdan mRNA'nın genetik özelliklerimizi değiştirmesi mümkün değildir; çünkü mRNA, DNA tarafından üretildikten sonra DNA'da tekrardan bir değişim yaratmaz. 

Şu ana kadar üretilen Covid- 19 aşılarının mutant virüslere karşı koruyuculuğunun farklılıklar gösterdiği belirtiliyor. Biontech ve Modern aşılarının mutant virüslere karşı koruyuculuk sağladığı belirtilirken, Astraneca aşısının ise İngiliz varyantına karşı etkili olduğu belirtiliyor. Johnson & Johnson  aşısı ise  Güney Afrika varyantına karşı yüzde 57 etkinliğe sahip olduğu ifade ediliyor.  

Hint varjantı B.1.1.7'den (İngiliz varjantı) yüzde 40 daha bulaşıcı: Yeni adı Delta varyantı İngiltere'de tüm mutationlardan daha hızlı yayılıyor!

Public Health England'ın (PHE) son raporuna göre, geçen hafta gözlemlenen Delta vaka sayısı 5.472'den 12.431'e yükseldi.
Geçtiğimiz günlerde İngiltere Sağlık Bakanı B.1.1.7 mutasyona kıyasla bulaşıcılığın yaklaşık yüzde 40 olarak tahmin edildiğini söyledi.

Korona virüsün Delta varyantı, ülkede karantina önlemlerinin sona ermesiyle birlikte İngiltere ve İskoçya'da Covid 19 enfeksiyonlarında yeni bir artışa neden oluyor.

Uzmanlar kaygılı

Uzmanlar bu tür mutant virüslerin çok daha hızlı yayıldığını ve kuluçka döneminin de daha uzun sürdüğünü ifade ediyor. Bundan dolayı uzmanlar mutant virüs bulaşan kişlerin karantina süresinin daha uzun olması gerektiği savunuyor.

Hindistan`da artan vaka sayıları uzmanları bu ülkede ortaya çıkan mutant virüse karşı harekete geçirdi. Bununla birlikte uzmanlar mutant virüsün vaka artışındaki olası etkisini araştırıyor.

Almanya Hindistan'a sınırları kapattı

Hindistan`daki vaka artışı Alman Federal Hükümeti'de önlemler almaya yönlendirdi. Federal Hükümet Almanya ile Hindistan arasındaki seyahatlerin geçici bir süre durdurulduğu açıklandı. Uzmanlar koronavirüsün etki alanı genişledikçe yeni mutant virüslerin ortaya çıkmasından ve bu tür varyasyonların daha ölümcül olmasından kaygı duyuyor.

Hindistan'da ölüm oranları kritik noktaya ulaştı

Buna karşın uzmanlar sürü bağışıklığının güçlendirilerek korona virüse karşı daha etkin mücadale edileceğini savunuyor. Öte yandan son günlerde Hindistan`da hastalerdeki yoğun bakım ünitlerindeki doluluk oranı dikkat çekiyor. Hastanelerin yoğun bakım ünitelerinin tamamen dolduğu ve pek çok kişinin hastane önlerinde tedavi gördüğü bildiriliyor. Covid-19`dan yaşamını yitirenlerin cesetlerinin yakıldığı da gelen haberler arasında. Bununla birlikte Dünya`nın pek çok ülkesinden Hindistan`a aşı, tıbbi malzeme ve maddi destek geliyor. Almanya da yaşanan son gelişmeler sonrası Hindistan`a yardım sözü verdi. Son aylarda ortaya çıkan yeni mutant virsülerin İngiliz, Güney Afrika ve Brezilya mutant virüsleri olduğu belirtiliyor.

Uzmanlar kaygılı

Uzmanlar bu tür mutant virüslerin çok daha hızlı yayıldığını ve kuluçka döneminin de daha uzun sürdüğünü ifade ediyor. Bundan dolayı uzmanlar mutant virüs bulaşan kişlerin karantina süresinin daha uzun olması gerektiği savunuyor.

Covid-19 aşılarının bu kadar kısa bir süre içerisinde geliştirilip piyasaya sürülmesi alışılageldik bir durum değil. Elbette aşıların çok kışa bir sürede hazır hale gelmesi kafalarda soru işaretlerine neden oluyor. Özellikle aşıların güvenilirliği çok sorgulanan konuların başında geliyor. Covid- 19 aşılarını üreten firmalar aşıların bazı yan etkileri görülmesine karşı yaşamsal tehlikesi olmadığının altını çiziyor. Pek bu aşılar geleneksel aşılara karşı nasıl bu kadar kısa sürede üretildi? 

Geleneksel aşılarda, virüsün bir kısmı laboratuvarda üreterek geliştiriliyor. Ancak bu zaman alan bir işlem. Biontech ve Moderna aşıları ise mRNA yöntemiyle geliştirildi. Bu aşılar, corona virüsün genetik kodunun bir kısmının vücuda enjekte edilerek çalışıyor ve bu durum da vücudun antikor üretmeye  başlamasını tetikliyor. Ancak bu yöntem geleneksel aşı geliştirme tekniklerinin kullanıldığı Oxford/AstraZeneca, Çin ve Rus aşılarına da fayda sağladı. Yeni teknolojiyle virüsün genetik dizilimine ilişkin çalışmalar ve  bilim insanları arasındaki hızlı bilgi paylaşımın aşının kısa bir süre içerisinde tamamlanmasına destek oldu. Öte yandan küresel salgın pandemi sürecinde bilim dünyasıyla bürokrasi arasındaki yoğun işbirliğinin ve mali kaynak sorunun ivedilikle çözümlenmesinin de aşı üretimini hızlandırdığı vurgulanıyor.    

Biontech aşısı yapılan testlerde yüzde 95 oranında koruyuculuk sağlıyor.  Aşının 12-15 yaş arası gençlerde ise yüzde 100 koruyuculuk sağladığı belirlendi.  Aşı iki doz olarak uygulanıyor. İlk doz yapıldıktan 2 ya da 3 hafta içerisinde ikinci dozun da yapılması gerekiyor. Bu durumda aşının koruyuculuğu yüzde 95`e çıkıyor.

Astrazeneca aşısı ise;  yüzde 79 koruyuculuk sağladığı belirtiliyor. Öte yandan etkin koruyuculuğun sağlanabilmesi için 2 doz Astraseneca aşısının 28 gün içinde yapılması gerekiyor. 

Moderna aşısında ise ;  %94’e oranında koruma sağlamaktadır Moderna aşısı ilke olarak dört hafta arayla iki doz olarak kullanılır.   

ABD yapımı Johnson Johnson aşının ise yüzde 84 koruma sağladığı belirlenmişitir. Aşı tek doz olarak kullanılır. 

Covid- 19 aşılarında enfekte edilen bölgede kızarıklık, kaşıntı, şişme, bununla birlikte baş ağrısı, halsizlik, eklem ağrısı, lenf düğümlerinde şişme,ateş, yorgunluk görülebiliyor. Zaman zaman titreme, hapşırma, ağızda ve boğazda ağrı, genel döküntü, artan terleme, kaslarda güçsüzlük, kol ve bacakta ağrı, sırt ağrısı meydana gelebilir. Bununla birlikte Astraseneca aşısında çok nadir de olsa kanda pırtı atma olabileceği de ifade ediliyor. 

Korona aşılarında günümüz koşullarında sınırsız bir koruma bulunmamakta. Biontech aşısında altı ay sonra koruma yüzde 95'den yüzde 91'e geriliyor. 8 ay sonra da antikorlarda azalma artıyor. Biontech firmasının kurucusu Prof. Dr. Uğur Şahin‘in açıklamalarına göre  yüzde yüze yakın bir korumayı sağlayabilmek için üçüncü doz aşıya ihtiyaç olacak. Şahin, “9 ay, en geç 12 ay sonra üçüncü doz aşi, korumanın gerçekten güçlendirilmesini sağlayacaktır. Büyük ihtimalle her yıl ya da 18 ayda bir aşı olunması gerekebilecek” dedi.

Bir aşının yeniden vurulması aşıdan aşıya değişebiliyor. Örneğin, bir çocuğa bağışıklık kazanması için iki kez yapılamsı gereken kızamık, kabakulak ve kızamıkçık için bir kombinasyon aşı enjeksiyonu yapılırsa, kızamık ve kızamıkçığa karşı bağışıklık korumasının aslında bir ömür boyu süreceği varsayılabiliniyor.

Tetanoz, difteri, çocuk felci veya boğmaca (Keuchhusten) hastalıkları için durum yine  farklıdır. Bu hastalıklara karşı aşılama, beş ila on yıl arasında yeniden yapılması gerekebilir. Grip aşısı çok daha kısa bir süre koruma sağlıyor: Gribal enfeksiyonların sıkca değiştiğinden, risk altındaki kişilerin bağışıklık kazanabilmeleri sonucu her yıl yeni oluşturulmuş bir aşı ile aşılanmaları gerekir.

Ancak bir aşının kısa süreli etkili olması iyi olmadığı anlamına gelmez. Her yıl yeni üretilen grip aşıları, kronik hasta veya yaşlı insanlar için hayati önem taşıyabiliyor. On yılda bir tetanoz hastalığına karşı bağışıklık aşısı, ölümcül geçebilen enfeksiyona karşı etkin bir faktör olabiliyor.

Ayrıca, bulaşıcı bir hastalıktan kurtulan kişilerin bu hastalığa karşı kalıcı olarak bağışıklık kazanmaları kısa süreli bir gerçek. Tetanoz, difteri veya boğmaca (Keuchhusten) hastalıkları sizi hayatınızda birkaç kez etkileyebilir. Sıkça gösterilen örnekler arasında hayatlarına iki kez kızamık geçirenler olduğu biliniyor.

Bebekler bazı enfeksiyonları daha büyük çocuklardan daha fazla etkileniyor. Bunun sebebi ise bebeklerin 2. aydan itibaren farklı hastalıklara karşı aşılanmaları. Buna verilecek klasik örnekler, Haemophilus influenza bakterisi ve boğmaca enfeksiyonlardır.

Bazı hastalıklara karşı bebeklerde aşılama hayati önem taşır

Çocuklarda boğmaca enfeksiyonunda altı aydan küçükse, vakaların yaklaşık yüzde 25'inde akciğer iltihabı veya solunum yetmezliği gibi komplikasyonlar ortaya çıkar. Bundan sonra, komplikasyon oranı yüzde beş civarına düşer. Bu nedenle, bir bebeğe özellikle boğmaca aşısı yapılması çok önemlidir. İki aylıkken ilk aşı dozu bile boğmaca nedeniyle hastaneye yatma olasılığını yaklaşık üçte iki oranında azaltabilir. Yaşamın ilk yılında tekrarlanan aşılar boğmacadan korunmayı tamamlar.

Erken doğan bebekler enfeksiyona daha yatkındır

Bebeklerin aşıları genellikle daha büyük çocuklara göre, daha kötü kabul edeceği varsayımı kanıtlanmamıştır. 32. gebelik haftasından önce doğan aşırı prematüre bebeklerde, aşı komplikasyonlarının hızlı bir şekilde tespit edilebilmesi için bazı aşılardan sonra kalp ve akciğer fonksiyonları izlenmelidir, ancak prematüre bebekler de enfeksiyona daha yatkındır. Risk fayda oranı da burada aşı lehinde olacaktır. Yani aşı faydalı olacaktır.

Ancak tüm aşılar hiçbir şekilde bebeklik döneminde verilmez. Kızamık, kabakulak ve kızamıkçık ile menenjitin özel patojenlerine (beyin zarı iltihabı) karşı bağışıklama, ilk doğum gününe kadar gerçekleşmez.

Çok az doktor aşıya karşı. Bununla birlikte, gerçekten de bireysel aşılara karşı eleştirel bir duruş sergileyen bazı doktorlar var; bu karşı duruşta bilimsel yaklaşımın dışında kişisel deneyimler, dini veya felsefi inançların rolü olduğu ifade ediliyor.

Öte yandan alternatif tıp anlayışı aşıların koruyucu etkisi olduğu fikriyle çelişmek zorunda değil. Birkaç yıl önce, Freiburglu bilim insanlarının 200'den fazla homeopatik – alternatif tıbba yönelimli- doktorla yaptığı bir ankette, bu doktorların tetanoz, difteri ve çocuk felcine karşı yapılan "klasik" aşıları neredeyse geleneksel tıbbi yöntemleri uygulayan meslektaşları kadar sık ​​kullandıkları ortaya çıktı. Alternatif tıpla ilgilenen -natüropatik veya homeopatik- pek çok  doktor artık kızamık aşısını açıkça önermektedir.

Alman Homeopatik Doktorlar Merkez Birliği (DZVhÄ) 2002 yılında yaptığı bir açıklamada, aşıların yararları ve zararları hakkında bir tartışmanın tamamen meşru olduğunu ve aşı lehinde veya aleyhinde kararın bireysel olarak verilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak aynı zamanda DZVhÄ, Robert Koch Enstitüsü'ndeki Daimi Aşı Komisyonunun önemini bir kez daha teyit etti. Kurumun tavsiye niteliğindeki açıklamasında "dikkatlice düşünülür ve birçok bulaşıcı hastalığın ortaya çıkmasını temelden önlemek amacıyla mevcut bilgi durumunu dikkate alır." ifadesi yer aldı.

Mevcut Medikal İlaç Kullanımı Yasası‘na göre, bir aşı ancak etkili ve faydalı olduğu kanıtlanırsa onay alabiliyor. Üretici Şirket, klinik öncesi incelemelerde ve klinik deneylerde aşının etkinliğini gösteren başarı sağlamalıdır. Bilimsel kanıtlar, Avrupa İlaç Ajansı'nın (EMA) yönetimi altında Avrupa Birliği düzeyinde kontrol ediliyor. Almanya da  aşıların ve biomedikal ilaçların onaylanması Paul Ehrlich Enstitüsü yetki alalında.

Onay sonrası, üretici şirketler tarafından ek araştırmalar yapılıyor. Üniversite ve araştırma enstitülerinden bağımsız bilim insanları tarafından, aşıların etkinliği ve güvenliği sürekli olarak inceleniyor. Sonuç olarak, kızamık aşısı gibi yıllardır kullanılan aşılar, milyonlarca insanda etkinlik sağlamıştır. Kızamığın dünya çapında başarıyla bastırıldığı ve ölümlerin ciddi ölçüde önlendiği aşılanmanın bir sonucudur. 

Bir diğer örnek ise 1960'ların başında (poliomyelitıs) çocuk felçine karşı ağızdan şurup halinde yapılan aşılamadır. 1961 yıllarında  Almanya´da yaklaşık 4.700 çocuğa, çocuk felci teşhisi konulurken, 1965'te oran 50'den aza inmiştir. 1990'dan bu yana Almanya'da vahşi poliovirüs hastalığı görülmemiştir.  

Bebeklerde ve küçük çocuklarda ciddi hasarlara neden olabilen menenjit virüsü Haemophilus influenzae (tip b) bakterisine karşı yapılan aşı da benzer şekilde etkisini kanıtladı. Enfeksiyon sayısının çok hassas bir şekilde kaydedildiği Doğu Almanya'da (DDR) 1990'dan önceki yılların her birinde yaklaşık 100 ila 120 menenjit vakasına raslamak mümkündü. Haemophilus virüsü önleyen aşı, 1990'da Almanya'nın her yerinde tanıtılıp kullanıldığında, Almanya‘nın doğu eyaletlerinde de yıllık vaka sayısı hızla düştü. 

Tüm sektörlerdeki özel şirketlerin, ürünleriyle para kazanmak istemesi kabul edilebilir bir ilgidir. İlaç endüstrisi de bu konuda bir istisna değildir. Bununla birlikte, ilaç işi ile aşı işi arasında büyük bir finansal fark olduğunun bilinmesi gerekiyor.

Paranın büyük kısmı ilaçlara gidiyor

Almanya’da yasal sağlık sigortalarının (GKV) 2014 yılında harcadığı yaklaşık 194 milyar Euro'nun 33 milyar Euro'su (%17) ilaçlara ve 1 milyar Euro'dan biraz fazlası (%0,65) aşılara gitti. Bunun bir nedeni, kronik hastaların ömür boyu ilaç kullanmak zorunda olmaları, aşıların ise genellikle sadece birkaç kez uygulanmasıdır.

İlaç sanayisi az kar sebebiyle aşı üretiminden uzaklaşıyor

İlaç endüstrisi açısından bakıldığında, aşı ticareti bu sebeple daha az çekici çünkü aşıların üretimi ilaçlardan çok daha karmaşık ve pahalı. Bu sebeple de dünya genelinde ekonomik kaygıların da etkisiyle de aşı üreticisi sayısı git gide azalıyor. Öte yandan aşıların pahalı tedavileri ve yine aşıların sayesinde hasta tedavisinin olduğunu unutmamak lazım. Bu verilen bilgiler, birçok sağlık ekonomisi değerlendirmesi ile hesaplanarak hazırlanmıştır.

Koronavirüsler ilk kez 1960 yılının başında teşhis edildi. Adını mikroskop altında bir taç ya da çelengi anımsatan görüntüsünden dolayı (Latince corona= taç) almıştır.  Günümüzde bildiğimiz virüse „Yeni Tip Koronavirüs“ denir. Bunun nedeni koronavirüs ailesine ait bu virüsün ilk defa Aralık 2019 tarihinde teşhis edilmesidir. Söz konusu virüs 11 Şubat 2020’den bu yana SARS-CoV-2 adıyla anılmaktadır. SARS bir kısıtlamadır ve “Ağır Akut Solunum Yolu Sendromu” demektir. SARS-CoV-2’den kaynaklı hastalığa ise COVID-19 adı verilmiştir.

Koronavirüsün Belirtileri

Koronavirüs olarak da bilinen COVID-19 genel anlamda solunum yollarını etkileyen bir hastalıktır. COVİD-19, soğuk algınlığı ya da gribe benzeyen belirtiler gösterir.  Belirtiler genellikle enfekte olduktan sonra 14 gün içinde ortaya çıkar. Başlıca belirtileri ise şunlardır:

  • Ateş
  • Öksürük (kuru öksürük)
  • Boğaz, baş ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Solunum sıkıntıları
  • İshal
  • Aniden koku alma ve tat alma yetisinin kaybı

Enfekte olmuş şiddetli vakalarda SARS-CoV-2 Koronavirüs, ayrıca zatürre ya da ağır solunum yetmezliği belirtisine neden olabilir.

Korona Mutasyonu / Varyant

Mutasyon virüsün vücuda girdikten sonra kendini yaşatmak için yenilemesi yani genel yapısındaki değişikliklerdir. Varyant ise mutasyonla gelişen yeni virüse çeşidini adlandırmak için kullanılmaktadır.

Geçen yıldan bildiğimiz COVİD-19 süreç içinde mutasyona uğrayarak kendini yeniledi ve 2021 yılında yayılmasını hızlandırdı.  İngiltere ( B.1.1.7 ), Güney Afrika (B.1.351), Brezilya ( B.1.1.28 P.1) tipi mutasyonlar en bilinenleri. Almanya’da İngiliz varyantı şu an en yaygın korona virüs çeşididir.

Semptom belirtisi varsa ne yapmalı?

Soğuk algınlığı ya da diğer tipik COVID-19-semptomları olan ya da SARS-COV-2 test sonucu pozitif olan bir kişi ile teması olanlar hemen 116 117 numaralı telefon hattından aile hekimlerini aramalıdırlar. Enfekte olanların bu durumda kendilerini en azından on gün evde karantina almaları ve mümkün olduğu kadar başkalarıyla temas etmemeleri gerekir. Aynı şey riskli ya da mutasyonun yaygın olduğu bölgelerden gelenler için de geçerli. Bu kişler belirti olmasa da kendilerini karantinaya almalı ve şüpheli durumunda aile doktoru ya da sağlık birimlerine hemen haber vermelidir.

Koronavirüsün temel bulaşma yolu damlacık enfeksiyonudur. Virüs bulaşan kişinin öksürmesi, hapşırması, konuşması ya da en basitinden soluk alıp vermesiyle havaya virüslü damlacıklar saçılır. Havadaki bu damlacıklar solunum yoluyla yakında bulunan başkalarına da kolaylıkla geçebilir.

Bunun anamı; koronavirüs, aerosoller üzerinden bulaşabilir. Aerosoller 5 mikrometreden küçük ve havada asılı kalan damlacık çekirdekleridir. Bu damlacıkların içinde bulunan virüs konuşma, özellikle de yüksek sesle kahkaha atma ya da şarkı söyleme hallerinde etrafa saçılabilir. Saçılan damlacık çekirdekleri havada uzunca bir süre asılı kalabilirler.

Virüsün bir süre havada mikro kabarcıklar içinde kalaması nedeniyle kapalı alanda daha çabuk ve hızlı yayılabilir. Bir kişi enfekte olan diğer bir kişiye ne kadar yakın durursa kendisine geçecek enfeksiyonlu damlacık sayısı da bir o kadar yüksek olur.

İçinde virüs bulunan damlacıkların çeşitli madde ya da yüzeylere bulaşması da risk faktrüdür. Virüsler 1,5 metre kadar bir alana yayılarak yüzeylere konabiliyor. Bu virüs damlacığı bulunan yüzey ya da maddelere temas edilmesi halinde de el ve dokunma yoluyla virüs bulaşabilir.Şöyle ki, koronavirüsün ağız ya da burun mukozası ve de gözdeki zar tabakası ile temas eden eller üzerinden geçebilir.

Bu virüsün en önemli özelliklerinden biri ise insansan insana geçmesidir.

Hijyen, Maske ve Mesafe

Salgının başladığı dönemde koronavirüs hakkınd atam bir bilnmezlik hakimdi. Ancak bugün viürsle ilgili daha fazla bilgiye sahibiz. Almanca AHA (Abstand Hygien Alltag Maske) yani mesafe, hijyen maske formülü artık günlük hayatın parçası oldu. Aşı süreci devam ederken pandemide 3. Dalgayı yenek de yine bu kuralları sıkı sıkıyı uygulamaktan geçiyor. Bu nedenle de sosyal mesafeye uymak (Almanya’da 1,5 metre), hijyen; (doğru bir şekilde öksürmek, hapşırmak ve elleri en az 20 saniye sabunla iyice yıkamak) ve maske  (FFP2) kullanmak gerekiyor.

Mutasyonlar, Koronavirüsün genetiğinde oluşan değişiklik sonucu olur. Mutasyonlar, virüslerin çoğalması esnasında sürekli meydana gelen çok doğal ve sık rastlanan süreçlerdir. Zaman içinde buna bağlı olarak çok sayıda farklı virüs varyantı oluşur. Virüs mutasyonları, aşağıdaki sonuçları beraberinde getirdikleri takdirde tehlikeli olabilirler:

  • Virüs enfeksiyonu sonrası ağır hastalık seyirleri,
  • Daha yüksek düzeyde bulaşıcılık, yani virüsün daha kolay yayılması,
  • Bağışıklığın kısıtlı cevap vermesi, yani enfeksiyon geçirdikten veya aşı olduktan sonra tekrardan enfekte olma olasılığının artması

Erfurt Üniversitesi tarafından yaptırılan Cosmo anket sonuçlarına göre, Almanya'daki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 65'i Covid-19'a karşı aşı olmaya hazır. Ancak katılımcıların yüzde 16'sı hiçbir koşulda aşı olmak istemiyor. Uzmanlar sürü bağışıklığı ile virüsün yayılmasını kontrol altına alabilmek için insanların yüzde 75 ila 80'inin aşılanması gerektiğini savunuyorlar.

Uzamanlar korona virüsün en yaygın belirtilerinin, kuru öksürük, ateş, nefes darlığı, kas ağrısı, yorgunluk ve halsizlik olduğunu belirtiyor. Korona hastalığının nadiren görülen belirtileri arasında baş ağrısı, ishal ve balgam gelmesi de sayılıyor.

Diğer yandan soğuk algınlığında boğazda kaşıntı, burun akması ve ardından da öksürük meydana geliyor. Bunu takiben günlerce devam edebilen boğaz ağrısı, öksürük, balgam gelmesi, kuru öksürük ve baş ağrısı, bağlı olarak da bitkinlik ortaya çıkabiliyor.

Sık rastlanan bir hastalık da grip. Gripte ise eklem ağrıları ve şiddetli baş ağrısı en belirgin semptomlar arasında. Aynı şekilde kuru öksürük, boğazda kaşıntı (gıcık), yüksek ateş, titreme gibi özellikler de gribin belirtilerinden. Grip geçiren hastalar genellikle yatakta kalabiliyor açlık dahi hissetmiyor. STIKO (Almanya Daimi Aşı Dairesi) özellikle risk grubunda yer alan kişilere grip aşısı olmalarını tavsiye ediyor.

Aşılar hemen koruyuculuk sağlamıyor. Her iki aşı da tamamlandıktan ancak iki hafta sonra aşının antikor seviyesi koruyuculuk özelliği taşımaya başlıyor. Özetle; ilk aşınızı olduktan bir buçuk ay sonra aşı tam koruyuculuk sağlıyor. Aşı olan kişinin de herkes gibi maske kullanması ve sosyal mesafeye dikkat etmesi şart.  

Toplumsal anlamda maske-mesafe-hijyen kuralı en önemli korunma tedbiri olarak değerlendiriliyor.

Maske, virüsün maskeyi takan kişiden diğer kişilere yayılmasını önlemeye yardımcı olabiliyor ancak tek başına maske kullanımı COVID-19'a karşı koruma sağlamıyor. Bunun fiziksel mesafe ve el hijyeni ile birlikte uygulanması önem taşıyor.

Bu kapsamda şu temel önlemlerin alınması önem taşıyor:

  • Hijyene dikkat edilmeli. Eller alkol bazlı bir el losyonu ile düzenli ve derinlemesine sık sık temizlenmeli veya sabun ve suyla yıkanmalı.
  • Başkaları ile aradaki mesafe en az 1.5 metre olmalı.
  • Maske kullanımına özen gösterilmeli.
  • Kalabalık yerlere gitmekten kaçınılmalı.
  • Göz, burun ve ağza dokunmaktan uzak durulmalı ve insanlara karşı mesafeni korunmalı
  • Günlük yaşamında maske kullanmalı.
  • Bulunduğunuz kapalı alanları sık sık havalandırılmalı.
  • Mümkün olduğu kadar insanlarla kalabalık ortmada bulunmamalı.
  • Belirti ya da hastalık tespiti halinde mutlaka evde kalınmalı. Ateş, öksürük ve nefes almada güçlük çekilmesi durumunda tıbbi yardım istenmeli.

Alkol bazlı el dezenfektanı kullanımında da dikkat edilmesi, bu ürünlerin çocukların erişemeyeceği yerlerde saklanması gerekiyor. Çocuklara bu ürünleri nasıl kullanmaları gerektiğinin anlatılması, istenmeyen olaylarla karşılaşılmaması için önem taşıyor. Bu ürünlerin içilmemesi gerekiyor.

Robert Koch Enstitüsü (RKE), Federal Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışmalar yürüten federal bir kurum. RKE, federal hükümetin hastalık izleme ve önleme alanındaki merkezi kurumudur ve bununla birlikte biyomedikal araştırma alanında uygulama ve önlem odaklı federal hükümetin merkezi kurumu niteliğinde çalışır. RKE'nün temel görevleri; özellikle bulaşıcı hastalıkların tespiti, önlenmesi ve kontrolüdür. Görev tanımı içinde sağlık politikası kararlarının temeli olan bilimsel bilgiyi geliştirmeye yönelik genel yasal yetki de yer alır. Bilimsel araştırma, epidemik ve tıbbi alanda analiz ve değerlendirmeler, bununla birlikte yayılma riski yüksek olan ve halk sağlığını yakından ilgilendiren hastalıkların incelenmesi kurumun öncelikli görevleri arasında yer alır. RKI, sorumlu federal bakanlıklara, özellikle Federal Sağlık Bakanlığı'na (BMG) danışmanlık hizmeti sunar ve normların, standartların geliştirilmesine katkı sağlar. Kurum bu alanda konunun uzmanlarını ve bu konuyla ilgili kamuoyunu yaygın bir biçimde bilgilendirir ve tavsiyelerde bulunur. Sağlık tehlikesi ve risklerinin tanınması ile ilgili olarak, RKI erken uyarı sistemi anlamında merkezi bir "anten işlevi" gerçekleştirir.

Enstitünün temel finansmanı federal bütçeden sağlanır. Federal Sağlık Bakanlığı kapsamındaki Federal Enstitü, RKE’ne bakanlık bütçesinden  fon aktarır. Federal bütçe ve bütçe kamuya açıktır. (https://www.bundeshaushalt.de/) Buna ek olarak, araştırma projeleri için üçüncü taraf finansmanı ulusal ve uluslararası fon kuruluşlarından alınır. Bağışların kabulü tek tek incelenir; bağışçının adı, adresi, türü, değeri ve bağışın kullanım amacı federal hükümetin sponsorluk raporunda yayınlanır.

 

AstraZeneca’de en fazla ölüm sebebi tromboz, yani kan pıhtılaşması. Bu aşı sonrası ilk üç hafta içinde sağlık sorunu ortaya çıktığı görülüyor. En fazla 60 yaş altı kadınlarda yan etkiyle önemli sorun yaşandığı tespit edildi. Şu ana kadar ise bu kadınlarda aşı öncesi tromboz riski tespit edilemediği de belirtiliyor. Tromboz, aşının ağır bir yan etkisi olarak ortaya çıkıyor ve bazı durumlarda ölüme yol açabiliyor. Bu sebeple önceden tespit ve tedavinin önemli olduğu belirtiliyor.

Avrupa İlaç Ajansı EMA, 20 Nisan 2021’de aldığı bir kararla Astrazeneca kullanımını tromboza sebep olabildiği gerekçesiyle askıya almıştı. Benzer şekilde ABD’inde de kan da pıhtılaşmaya yol açarak 60 yaş altında kadınlarda ağır yan etki ve can kaybına yol açtığı bildirilmişti.

Ancak EMA, incelemeler sonrasında bu aşının faydasının, zararından çok daha fazla olması sebebiyle 60 yaş üstünde kullanılmasını tavsiye etmişti.

Almanya’da yılın ilk 5 ayında korona aşısıyla bağlantılı 524 kişi hayatını kaybetti. Bu açıklama Paul Ehrlich Enstitüsü’nden geldi. Aşılananlar içinde ise bu oran yüzde 0,0018. Can kayıpları farklı zaman dilimlerinde oldu. Hayatını kaybedenlerin yaşları ise 24 ile 102 arasında değişiyor. Biontech aşısı sonrası ölen sayısı 405 oldu, bu aşı ise o tarihe kadar 26 milyon kişiye yapıldı. Moderna aşısı olan 2,8 milyon kişiden 10‘u ve AstraZeneca aşısı olan 8,5 milyondan 48 kişi yaşamını yitirdi. 61 can kaybında ise bu kişilerin hangi korona aşısı olduğu üzerine bir bilgi verilmedi.

Ölüm rakamlarına göre Biontech aşısı riskli görünse de bu aşı Almanya’da en fazla kullanılan aşı pozisyonunda. Aşılamanın başında ise bu aşı sadece 80 yaş üstüne yapılmıştı.

Yine verilere göre, korona aşısında hayatını kaybedenlerin kalp ve damar rahatsızlığı ve böbrek yetmezliği gibi hastalıklar sebebiyle de riskli gruplar içinde oldukları belirtiliyor.

 

Ağız, burun veya boğaz sürüntüsü kullanılarak yapılan geleneksel PCR testlerinden farklı olarak çouklar ve gençler için düşünülmüş daha kolay uygulanır bir test şeklidir. Daha çok kreş ve okullarda korona testi yapmayı alışkanlık haline getirmeyi amaçlar.

Bu yeni test lolipop benzeri bir çubuğun emilmesiyle gerçekleşiyor. Her çocuk için (genç de olabilir) içinde iki çubuk bulunan bir paket veriliyor. Bu paketten iki tane tüp ve iki çubuk çıkıyor. Daha yakından bakalım:

  • Okul, kreş ya da yuvadaki belli bir sınıf ya da gruptakilere test yapıyor. Burada çocuk ya da genç ilk çubuğu bir seferde 30 saniye boyunca emerek ağzında çeviriyor. Böylece çubuğa yeterince numune (sürüntü) bulaşıyor.
  • Bu ilk çubuk test havuzunda toplanacak ilk tüpün içine yerleştiriliyor. Daha sonra çocukların numunelerinin bulunduğu bu tüpler laboratuvarda inceleniyor.
  • İlk çubuktan hemen sonra sırada ikinci çubuk var. Bu da yine birinci çubukta olduğu gibi ağızda 30 saniye emiliyor. Daha sonra bu sürüntü çubuğu da diğer ikinci test tüpüne yerleştiriliyor. Tüpün ağzı sıkıcı kapatılıyor. Buna yedek numune (sürüntü) de diyebiliriz.

Yapılan ilk incelemede test havuzunda toplanan tüplerden en az birinde test sonucu pozitifse, tüm test yapan gruba ikinci bir PCR testi daha uygulanıyor. Bu da diğer test tüpündeki örnekler üzerinden yapılıyor. Bu örnekte çıkan test sonucu negatifse, virüs yok demektir. Yani kreş, yuva ya da okul açık kalmaya devam edebilir. Uygulama hafta iki kez öngörülüyor.

Not: PCR "Lollitests" yaptırmak gönüllüdür.

Korona Genel Bilgiler

Çocuk ve gençlere aşı izni çıktı. Peki, nasıl uygulanacak?

Federal ve Eyalet Sağlık Bakanları Zirvesi’nden karar çıktı: Almanya’da 12 ve 17 yaşları arasındaki çocuk ve gençler korona aşısı olabilecek. Karar oy birliğiyle alındı. Biontech...

Korona Kısıtlamaları

Berlin yeni esneklik kararları aldı

Berlin Senatosu korona kısıtlamalarını bir kez daha gevşetti. Buna göre maske takmanın zorunlu olduğu yerlerde artık tıbbi maske yeterli olacak. Ancak otobüs, metro gibi...

Hızlı Test

Covid – 19 Hastalığına Yakalanan Çocuklar Ortalama Altı Gün Sonra İyileşiyor

Araştırma Korona testi pozitif çıkan ve Covid-19 semptomları olan 5-17 yaş arası çocuklarda hastalığın seyri bir araştırmayla incelendi. Araştırma ebeveynlerin bilgileri bir cep telefonu uygulaması...

Sizden Gelen Sorunların Cevapları

Korona’ya karşı aşı olmak neden önemlidir?

Klinikum Darmstadt hastanesi Başhekim Dr. Cihan Çelik: Korona’ya karşı aşı olmak neden önemlidir?  “Aşınızı olun ve bu pandeminin sonunu hep beraber getirelim!” Klinikum Darmstadt hastanesi hekimlerinden...

Aşı Merkezleri

Berlin

Aşı randevusu almam için ne yapmaliyim? Aşı olmak üzere davet yazısı olan kişiler, Daimi Aşı Komisyonu STIKO’nun kendileri için uygun olarak değerlendirdiği aşıyı sunan Berlin’deki...

RHEINLAND-PFALZ

MANNHEIM

STUTTGART

Evde Eğitim

Öğrencilerin yarısı yüz yüze öğretime geri dönmek istiyor

Almanya’da gençlerin yarısı korona salgınından sonra evde eğitime veda etmek istiyor. Postbank'ın gençlere yönelik yaptığı dijital araştırmasında, ankete katılanların yüzde 51'i gelecekte yalnızca yüz...

Korona ve Seyahat

Türkiye’den Almanya’ya gelişlerde geçerli yeni uygulamalar

1 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla Türkiye'den Almanya'ya gelecek vatandaşlara yönelik uygulamalarda değişikliğe gidilmiştir. Almanya makamlarının aldığı yeni karar uyarınca dikkat etmesi gereken koşullar şu...

Çok okunanlar

80,344HayranlarBeğen
19,500TakipçilerTakip et
3,558TakipçilerTakip et
765AbonelerAbone ol